Kurumlar Vergisi

FÜZYON DİREKTİFİ- Merger Directive-

- 23 Temmuz 1990 tarih ve 90/434/EEC sayılı Direktif
- 17 Şubat 2005 tarih ve2005/19/EC  sayılı Direktif

23 Temmuz 1990 tarihli ve 90/434/EEC sayılı “Füzyon Direktifi” – Merger Directive I- ile farklı üye devletlerde faaliyette bulunan şirketlerin yeniden yapılanma operasyonlarının kolaylaştırılması hedeflenmiştir. Bu Direktiften önce sadece yerli firmalar açısından mümkün olan vergi indirimleri bu Direktif ile şirketlerin sınırı aşan faaliyetlerini de kapsayacak şekilde düzenlenmiştir. Böylece rekabeti bozucu etkilerin ortadan kaldırılması amaçlanmıştır.

90/434/EEC sayılı Direktif 2005/19/EC  sayılı Direktif ile değişikliğe uğratılmıştır- Merger Directive II-.

Füzyon Direktifleri, farklı üye devletlerde bulunan şirketlere ilişkin birleşmeler, bölünmeler (split-up), kısmi bölünmeler (split-off), hisse senetlerinin transferi (spin-off), hisse paylarının değişimi, şirket merkezinin transferi konularındaki yeniden yapılanma faaliyetlerinin kolaylaştırılmasını hedeflemiştir.

Bu çerçevede Füzyon Direktifleri, iki ya da daha fazla üye devlette kurulu bulunan şirketleri kapsamaktadır.

Direktifin 4. Maddesine göre varlıklar ve yükümlülükler üzerindeki verginin ertelenmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, değer artışları birleşme ve bölünme durumunda vergilendirilmemelidir. Birleşme ve bölünmenin ertesinde devrolan şirketin aktif ve pasif unsurları devrolan şirketin üye ülkesinde yerleşik olan devralan şirketin işletmesine kaydedilmektedir ve vergi matrahının belirlenmesinde bu unsurlar dikkate alınmaktadır.

Direktifin 5. Maddesi uyarınca, devreden şirketin yerini alan devralan şirket, devreden şirketin yedek akçelerini kendi hesabına kaydetmektedir. Devralan şirket, devralınan şirketin hak ve yükümlülüklerini de devralmaktadır. Öte yandan provizyonlar da vergiye tabi gelire dahil edilmektedir.

Direktifin 6. Maddesi zararların devrini düzenlemektedir. Buna göre, devralan şirketin ülkesinde bulunan yerli şirketler arasında herhangi bir devir işlemi yapıldığı durumlarda, eğer devreden şirketin zararlarının devralan şirkete aktarılması söz konusu ise, bu durumda, üye ülkeler kendi topraklarında yerleşik olan diğer ülkelerin devralan şirketlerin de bu hükümlerden yararlanmasını sağlamakla yükümlüdürler.

8. Madde yeni pay sahiplerinin vergilendirilmesine ilişkin düzenlemeyi içermektedir. Bu çerçevede, birleşme, bölünme veya hisse senedi değişimi dolayısıyla devralınan veya ortak olunan şirketin ortağına devralan veya ortak olan şirketin sermayesini oluşturan hisse senetlerinin verilmesi sonucunda bu ortağın elde edeceği değer artışları, karları veya kazancı vergilendirilmemelidir.

ANA ŞİRKET- BAĞLI ŞİRKET DİREKTİFİ

- 23 Temmuz 1990 tarih ve 90/435/EEC sayılı Direktif
- 22 Aralık 2003 Tarih ve 2003/123/EC sayılı Direktif

Bu Direktiflerde altı çizilen temel husus ana şirketten farklı bir devlette bulunan bağlı şirketlerin çifte vergilendirilmesinin önlenmesidir. Uygulamaya bakıldığında üye devletler arasında özellikle minimum eşikler ve çifte vergilendirmenin önlenmesinde kullanılan yöntemler arasında büyük farklılıklar olduğu görülmektedir. Diğer üye devletlerin bağlı şirketlerine ayrımcı şekilde muamele edildiği ve bu durumun şirketlerin kararlarını etkilediği bilinmektedir. Bu nedenle, ana ve bağlı şirketler arasındaki sınır aşan temettü ödemelerine ilişkin bir düzenleme yapılması ihtiyacı ortaya çıkmıştır.

Ana şirket-bağlı şirketlerin sınır aşan faaliyetlerinde üç farklı vergi matrahı ortaya çıkmaktadır:

  1. Bağlı şirketin karları üzerinden alınan kurumlar vergisi
  2. Bağlı şirketin yerleşik bulunduğu Üye Devlette dağıtılan karlar üzerinden alınan stopaj vergisi
  3. Ana şirketin, bağlı şirketten aktarılanlar da dahil olmak üzere tüm karları üzerinden alınan kurumlar vergisi

Direktifler, ana şirket –bağlı şirket durumunda temettü gelirleri üzerinden alınan stopaj vergisinin ortadan kaldırılmasını ve bağlı şirketin karlarının maruz kaldığı çifte vergilendirme uygulamasının ortadan kaldırılmasını önlemeyi amaçlamaktadır.

Ana Şirket-Bağlı Şirket direktifindeki tanımlar ile Füzyon Direktifi arasında büyük benzerlikler bulunmaktadır.

Ana Şirket-Bağlı Şirket Direktifi, tasarrufların vergilendirilmesine ilişkin olarak AB ve İsviçre arasında imzalanan Anlaşma gereğince İsviçre açısından da geçerlidir.

Söz konusu Direktifin 4. Maddesi çerçevesinde, çifte vergilendirmenin ya muafiyet ya da vergi indirimi yöntemi ile ortadan kaldırılmasını öngörmüştür.

5. Madde çerçevesinde ise temettü ödemeleri üzerindeki stopaj vergisinin kaldırılması kararlaştırılmıştır.

2003/123/EC sayılı Direktif ile eşik oranların azaltılmasına karar verilmiş ve Direktifin kapsamı genişletilmiştir.

ANA ŞİRKET VE BAĞLI ŞİRKET ARASINDAKİ FAİZ VE GAYRI MADDİ HAK TRANSFERLERİ ÜZERİNDEKİ VERGİ KESİNTİLERİNİN ÖNLENMESİNE YÖNELİK DİREKTİFLER

- 3 Haziran 2003 tarih ve 2003/49/EC sayılı Direktif
- 26 Nisan 2004 tarih ve 2004/66/EC sayılı Direktif
- 29 Nisan 2004 tarih ve 2004/76/EC sayılı Direktif

Bu Direktifler, bağlı şirketlerin faiz ve  royalty ödemelerine ilişkin rekabeti bozucu etkilerin ortadan kaldırılmasını amaçlamaktadır. Bu çerçevede, stopaj vergisinin ortadan kaldırılması ve faiz ve royalty gelirlerinin bir üye devlette vergilendirilmesinin sağlanması şartı ile üye devletler arasında çifte vergilendirmenin engellenmesi amaçlanmaktadır.

Bağlı şirketler arasındaki doğrudan ödemeler ve ana şirkete doğrudan yapılan ödemeler bu direktifin kapsamı dışında kalmaktadır.

Söz konusu Direktif çerçevesinde bir üye devletin şirketi, kurumlar vergisine tabi olan, bir üye devlette kurulu bulunan şirketlerdir.

Söz konusu Direktifin uygulama alanı İsviçre firmalarını da kapsayacak şekilde genişletilmiştir.

Direktifte bağlı şirket kapsamına şu şirketler girmektedir:

- bir şirketin bir diğer şirketin sermayesinde minimum %25 pay sahibi olması durumunda,
- ikinci şirketin ilk şirketin sermayesinde minimum %25 oranında pay sahibi olması durumunda,
- üçüncü bir şirketin gerek ilk gerekse de ikinci şirketin sermayesinde doğrudan minimum %25 oranında pay sahibi olması durumunda bu şirketler bağlı şirket tanımı kapsamında yer almaktadır.

Bu Direktif çerçevesinde gerek faizin gerekse royalty’nin tanımı OECD Model Sözleşmesinden alınmıştır.

Yeni 10 Üye Devlet’e  bu direktiflerin uygulanması konusunda geçiş süreleri tanınmıştır.

Komisyon’un faiz ve royalty ödemeleri konusundaki çalışma planına bakıldığında ise 2003 yılında bir tebliğ yayınlanarak söz konusu Direktifte değişiklik yapılmasının teklif edildiği görülmektedir. Bu çalışmalar çerçevesinde, SE ve SCE (Statute for a European Company/Statute for a European Cooperative Company) tanımlarının Direktifin eklerine ilave edilmesi ve vergilendirme alanında daha sıkı kurallar getirilmesi planlanmıştır.

İYİ UYGULAMA KURALLARI - ŞİRKETLERİN VERGİLENDİRİLMESİ- NE İLİŞKİN İYİ UYGULAMA KURALLARI-

Aralık 1997 tarihli bir Konsey kararı çerçevesinde, Avrupa Birliği içerisinde zararlı vergi rekabeti ile mücadele edilmesi yönünde siyasi bir irade oluşmuştur. Bu Kararın alınmasında, bazı ülkelerin verdikleri vergi teşvikleri yolu ile kimi iş faaliyetlerini kendi ülkelerine çekmeye çalışmaları, iş dünyasında ise yeni iş kurma kararları alınırken söz konusu işin kurulacağı yerin belirlenmesi esnasında, bu teşvik edici vergi önlemlerinin etkili olduğunun fark edilmesi rol oynamıştır. Alınan bu vergi önlemleri, kanun, tüzük ve idari uygulamaları içermektedir.

Eğer bir Üye Devlette bir faaliyet alanında genel olarak uygulanan kurumlar vergisi oranından çarpıcı şekilde düşük bir vergi oranı uygulanıyorsa bu durum zararlı vergi rekabeti olarak değerlendirilmektedir. Böyle bir durumla karşılaşılması halinde, zararlı vergi rejiminin durdurulması (standstill) ve geri çekilmesi gerekmektedir (roll-back).

Bir vergi rejiminin zararlı olup olmadığının tespitinde aşağıda sayılan kriterler kullanılmaktadır:

  1. Bir vergi sisteminin yurt dışındaki vergi matrahlarını hedeflemesi durumunda, örneğin sadece ihracata yönelik ya da sadece off-shore işlemlere yönelik olarak düzenleme yapılmışsa,
  2. Eğer bu vergi avantajları  yurtiçi pazarını etkilemeyecek şekilde düzenlenmişse,
  3. Söz konusu avantajlar, gerçek bir ekonomik faaliyetin varlığı gerekmeksizin, üretim merkezi, çalışanı bulunmayan paravan şirketlere de tanınıyor ise,
  4. Karın tanımlanmasına ilişkin kurallar, uluslararası kabul görmüş ilkelerden (özellikle OECD) farklılık arz ediyorsa,
  5. Tanınan vergi avantajları şeffaflık ilkesine uygun olarak tanınmamışsa,

zararlı olarak değerlendirilmektedir.

Bu çerçevede, Kasım 1999 tarihinde İyi Uygulama Kuralları üzerinde çalışan bir Çalışma Grubu tarafında 66 adet zararlı vergi önlemi belirlenmiştir. Bu vergi önlemlerinin 40 adeti 15 Üye Devlette, 3 adeti Cebelitarık’ta, 23 adeti ise bağlı topraklarda (associated territories) tespit edilmiştir.

Söz konusu Rapor’da, Üye Devletlerin koydukları çekinceler de yer almıştır. 2000 yılında yapılan ECOFIN Konsey toplantısında tespit edilen zararlı vergi önlemlerinin geri çekilmesi için bir takvim belirlenmiş ve 2005 yılından itibaren bütün zararlı vergi önlemlerinin kaldırılması kararlaştırılmıştır.

Haziran 2003 tarihinde toplanan ECOFIN Konseyi’nde, yeni bir vergi paketi konusunda anlaşmaya varılmıştır. Öte yandan yeni üye olan on devlette 30 adet zararlı vergi uygulaması tespit edilmiş ve bu vergi önlemlerinin geri çekilmesi ve mevcut durumu geriye götürecek önlemler alınmaması kararlaştırılmıştır.

Alınan bu kararların uygulamasının izlenmesi çerçevesinde, Komisyon ve yeni devletlerin her yıl bir çapraz sorgulama yapması kararlaştırılmıştır.

Gelecekte Komisyon iyi uygulama kurallarının kapsamını genişletmeyi planlamaktadır. Örneğin zararlı vergi uygulamaları kimi zaman devlet yardımı şekline bürünebilmektedir. Bu nedenle kurallarla adil bir oyun alanı yaratılmalı ve haksız rekabet engellenmelidir.

İyi Uygulama Kuralları, AB müktesebatının bir parçası değildir. Ancak müzakere pozisyonu çerçevesinde aday ülkeler İyi Uygulama Kurallarına uyacaklarını taahhüt ederler. Bu çerçevede, aday ülkelerdeki tüm zararlı vergi uygulamaları belirlenir ve bu uygulamaların sona erdirilmesi için bir takvim belirlenir.